Moda perakendeciliğinde Buying & Merchandising sistemi

Dünya ekonomi tarihi açısından bakıldığında perakendecilik modern kapitalist gelişmenin icat ettiği en kritik unsurlardan biridir. 18. yy sonlarından itibaren başlayan ama özellikle de 19.yy ortalarında hızlanan üretimin tüketimi geçme eğilimi sonucunda, ürünleri satabilmek için kıt sayıdaki müşteriye ulaşabilme teknikleri gelişmeye başladı.

Üretim fazlasının tetiklediği diğer bir unsur da moda kavramıydı. Birçok tüketim malında olduğu için giyim ve aksesuarlar çeşitlenmeye başladı ve moda kavramı sadece üst sınıf insanlar için değil sokaktaki vatandaş için de bir konu oldu.

Perakendeciliğin moda sektörü için icadıyla beraber “hazır giyim” endüstrisi daha önce kişiye özel terziliğin yerini alarak giysilerin bantlarda üretilen standart bir metaa haline gelmesi sonucunu doğurdu. Bu noktadan itibaren artık büyük ve genellikle kapalı alanlarda satılan bir biriyle kombinlenebilen ama standart bedenlerde üretilen giysiler birçok kişi için ulaşılabilir hal aldı.

Ulaşılabilirlik, sadece ürün fiyatlarının düşmesi ile değil, 19. yy ortalarından itibaren zincirleşen moda perakendecilerinin ürünleri tüketiciye en yakın olabilecek noktalarda mağazalar açmasıyla da gerçekleşti. Klasik dönemde müşterilerin ihtiyaçlarına ulaşmak için önemli merkezlerde bulunan mağazalara gitme zorunluluğu böylelikle ortadan kalktı. Bu gelişme yerel butiklerin yerinin ülke ve hatta dünya çapında zincirleşen mağazalara bırakması sonucunu doğurdu. Henüz tamamlanmamış bir süreç olmakla beraber artık dünya çapında koleksiyon sunanstok yönetenimage-making yapan zincirlerin varlığından söz etmekteyiz.

Moda perakendecileri; mevsimsel etikleri, yerel ve uluslararası ekonomik durumları, inanılmaz büyüklüklere gelen envanteri ve de modayı nasıl yönetiyorlar?

Bu sorunun cevabı ise bilgi işlem teknolojileri desteğinde kurulan buying & merchandising sistemleridir.

Neredeyse tüm küresel moda perakendecilerinin kullandığı bir sistem olmasına rağmen şirketler bazında görev, sorumluluk ve tanımları farklılaşabilmektedir. Dolayısıyla ben bench-mark olarak moda perakendeciliğini icat eden ülke olarak İngiltere’yi kabul ederek buyer ve merchandiser’ı tanımlayacağım. Hatta kavramlardaki kargaşa o kadar büyük boyutlardadır ki merchandiser kelimesi Avrupa’da üretim takip eden teknik kişiler için kullanılırken ABD’de stok, fiyat ve satış analiz eden işin daha analitik yönünü için kullanılmaktadır. İşin bu analitik yönüne İngiltere’de planning denmektedir.

Kavramları bir yana bırakacak olursak, moda perakendeciliğinde kritik sorunları tanımlayabilirsek aslında hangi profildeki profesyonellerin ne tür sorumlulukları olduğunu da anlatabiliriz.  Maddeler halinde ele alacak olursak;

  • En temel sorun moda kavramıdır. Modanın değişebilen ve sübjektif bir kavram olduğundan bunun takibi ve değişimin yönetilmesi en hayati sorundur.
  • Mevsimlere göre farklı ihtiyaçların olduğu gerçeği ve bunun hem tedarik hem de stok olarak yönetilmesi zorunluluğu
  • Tedarik zinciri yönetimi
  • Stok yönetimi
  • Bütçe ve finansal hedeflerin yönetimi

Tanımladığımız bu sorumluluklardan bazılarını sadece buyerların sorumluluğu olarak tanımlayabileceğimiz gibi ( trend takibi ve koleksiyon yönetimi, tedarik süreçleri) diğer sorumlulukları merchandiser (planner) ile bazılarını ise buyerlar ile merchandiserlar beraber paylaşmaktadır ( Bütçe ve finansal hedeflerin yönetimi). Stok yönetimi ise büyük ölçüde merchandiserların sorumluluğundadır.

Yine de pratikte bütün bir süreci kesin hatları ile bu “buyer sorumluluğundadır bu da planner/merchandiser sorumluluğundadır” şeklinde ayırmak doğru olmayabilir. Zira; koleksiyonda yer verilecek ürünlerde plannerdan gelecek veriler kritik önemdedir ve bu verilerle analizlerinin doğruluğu koleksiyonun sağlığı açısından önemlidir. Dolayısıyla koleksiyon buyer sorumluluğunda görülmekle beraber planner/merchandiser’ın da sorumlulukta payları vardır. Aynı örneğin tersi için bütçe ile ilgili de vermek gerekir. Bütçenin takibi planner sorumluluğunda olsa da bütçenin yapılabilmesi için doğru hedef maliyetlere uygun ve ticari ürünleri temin edebilmek ya da gerektiğinde bütçe revizyonlarının gereği olan adet azaltmaları ile arttırmalarını yönetebilmek buyerların sorumluluğundadır.

Burada her iki işi yapacak kişilerin profillerinde de farklılıklar olmalıdır. Ekiplerin başarısı ise bu profil farklılıklarının ve kimi zaman çatışan iş önceliklerinin sağlıklı yönetilmesine bağladır. Buyer profili genel olarak iki temel yetkinliği barındırmalıdır. Bu yetkinlikler,  ticari bakış açısı ve takvim yönetimidir. Tabii ki; estetik kaygı, iletişim, analitik zeka da önemli gerekliliklerdir ama asıl olan ticari bakış açısı ile takvim yönetimidir. Planner profili içinse, analitik zeka ile ayrıntılı düşünebilme kritik yetkinliklerdir. Risk analizi, raporlama ve bilgi işlem teknolojilerine ilgi ise diğer gerekliliklerdir.

Rekabet şartlarının değiştiği ve teknolojinin de geliştiği bir dünyada bundan çeyrek asır önce olmayan bazı işleri tanımlar olduk. Muhtemeldir ki; bundan çeyrek asır sonra da bu tanımlar geçerliliğini yitirerek yerlerini yenilerine bırakacaktır. Yine de, mevcut buyer & merchandiser/planner sistemi şu an tüm başarılı moda perakendecilerinin uyguladığı sistem olması nedeniyle üzerine düşünülmesi gerekmektedir. Tanımlar ve kavramlar şirketler düzeyinde değişse de, yapılan işin özü doğru ürünü, doğru zamanda, doğru fiyatla, doğru yerde bulundurabilmektir.

Tags: