Kişinin sevdiği, zevk aldığı bir işte olması, kişinin başarılı olmasını sağlayacaktır.

  • P.D: 3 kelimeyle kendinizi tanımlamanızı istesek, ne söylersiniz?
  • EJY: Hırslı, iş bitirici, son olarak hayattan zevk almak isteyen biri olarak tanımlarım.

  • P.D: Aşırı Hırslı olmak insana zarar verir mi?
  • EJY: Hırsı yönetmekle ilgili. İşle alakalı olarak, insan değil de işi daha iyi yapma noktasında insana zarar vermez. Başka insanlarla kendini kıyaslamaya girdiğin anda, kişiye zarar verir. Ben ikinci olasılığı değil, birinciyi tercih ediyorum. Kendimle ve yaptığım işin çıktısıyla daha iyi yapmakla ilgili hırslarım var.  Başkasıyla kıyaslama ya da başkasının yaptığı işle kıyaslama noktasında girdiğin anda kişiye zarar verebilir.

  • Pd: Ekip içerisinde hırsı nasıl tanımlarsınız?
  • EJY: Ekip bir takım oyunu , herkes aynı hırsta olmak zorunda değil . Herkes aynı olmak durumunda da değil. Bir futbol takımında olduğu gibi , tüm mevkilerin özellikleri birbirinden farklı olmak zorundadır. Bana göre ekip içerisinde hırstan ziyade, aynı vizyona inanmak , aynı hedefe koşabilmek  ve o iklimi yaratabilmek daha önemli. Bazıları bunu aşırı hırsıyla katkı sağlayabilir, biri işini mükemmel yapmak noktasında aşırı hırslı olabilir, sonuç odaklı olabilir baktığında, ekip içerisinde hırstan ziyade aynı hedefe koşabilmeyi becerebilmesi çok daha önemli.

  • P.D: Sizce bir çalışan ya da yönetici adayı zamanla işine nasıl değer katar ya da katmalıdır? Yöneticinin daha efektif mi olmasını beklersiniz? Uzmanın üst yöneticisini iş anlamında sıkıştırmasını mı beklersiniz?
  • EJY: Bence her ikisi de olmalıdır. Özellikle Tekstil perakende sektöründe, yaklaşık 20 sene önce bu sektöre başladığımda bir asistandım. Bir asistan olarak benden beklenti, belli ürünlerin ölçümleriyle ilgili dosyalama tutmak, küçük raporlar hazırlamaktı fakat hiçbir zaman ben bana verilen işle yetinmedim. Benden beklenenin dışında da neler yapabilirim diye baktım. Ve bana sorulmadığı halde kendim başka raporlar çıkartıp, analiz yaptım. Başka öneriler de bulundum. Bana sorulmadığı zamanlarda yorum yaptığım zamanlar oldu. Bazen “senin haddin değil diye geri dönüşlerde aldım “ . Ben hiçbir zaman pes etmedim. Bence bir çalışan ve yönetici olarak şanslı olduğu şey ekip arkadaşlarımızın olduğu mevkiden veya olduğu işten tatmin olmadan daha fazlasını isteme, sorgulama ve işi için çabalaması bir yönetici için en büyük şanstır. Çalışanın yapması gereken proaktifliğin uzman dahi olsa şunu unutmaması lazım. Bir evde tuğlalardan döşenerek oluşuyor. Gökdeleni düşündüğün zaman, en küçük birimi olan tuğlaya çevirebilirsiniz. Bunun ana demirleri var. Sağlam güçlü temelleri mevcut. En büyük teknolojiyi de kullansan, köy evi de yapsan, temel aynı aslında. Bir gökdeleni yapman için temelinin daha derine kazman gerekiyor. Temelinde bir iş ortamında bir sonuca giderken, aslında bir inşaat yapıyorsun. Bu inşaat için bir stajyerin koyduğu bir tuğla bile çok katma değerli. O yüzden de bütün çalışanlar katabildikleri alan itibariyle, hatta alanın dışına çıkarak eğer bir şekilde katkı salıyorlarsa, o şirket zaten alır başını gider. Yöneticinin burada en önemli görevi, orkestrayı yönetebilmeyi sağlamasıdır. Öyle zamanlar geliyor ki yönetici olarak sende uzman gibi çalışmak durumunda kaldığın zamanlar olacaktır. Günümüz çalışma şartlarında, yeni gelen jenerasyonla ast-üst yönetici – çalışan kalmadı. Bir yönetici bile günlük işleyişi takip edebilir. Ben bunu kendi açımdan da hem piyasaya hakimiyet, hem işe hakimiyet, hem işi daha iyi hissetme noktasında faydalı olacağına inanıyorum. 
    Artık odasında oturan bir müdür ve çevresinde çalışan ve işi yapan, ben bu işi delege ettim, sen bu işi yap bana getir den daha ziyade farklı bir yönde artık Dünya. Bu yüzden herkesin katabileceği çok daha fazla. Değer noktasında yönetici ve uzmanın eşit olduğunu düşünüyorum.

  • P.D: Dünya da ve Türkiye de zaman zaman ekonomik krizler yaşanmaktadır. Piyasalarda satışlar yavaşlıyor. Bu zamanlar da ekibi nasıl yönlendirmek gerekiyor? neler yapmalıyız.  Proaktif eylem ve düşünceler neler olmalıdır? Normalin dışında neler yapmalıyız sizce?
  • EJY: Birincisi geçmişte de bu krizler de de , farklı dönemlerde yaşanmış , alınmış dersler var ise , gerçek örneklerin incelenmesi , bunların sık sık anlatılması ve hatırlatılması önemli. Dünyada bunun örnekleri var. Bu dönemlerde yaptığımız işi iyi yaptığımızı bugün bunu deneyelim; olmadı, başka bir gün ne deneyebilirizi örneklemlemeliyiz.
    Bir kriz ortamı var ise, durağanlık varken, sonuçta insanların cebinde belli bir miktar para var.  1 atımlık kurşunları var. Bunu atacağı yer belli. O kurşunu atacağı yerde olabilmek adına da sürekli yenilik, sürekli deneyim yaparak belli kazanımlar sağlamalısınız. VE yapılan eylemlerin sonuçlarını iyi anlamalısınız.
    Böyle dönemlerde esnek bir yapıyla, deneme yanılma yoluyla, farklı müşterilerin, farklı önerilerini dinleyerek onlara uygun içerik ve ürünleri onlara sunmalısınız.

P.D: Y kuşağı aktif iş hayatında, Z kuşağı iş hayatına atılmakta. Z kuşağı çabuk tüketmekte, talepleri sınırsız. X kuşağı Y kuşağıyla beraber çalışmakta. Z kuşağını aktif iş ortamında kolay diyalog kurulabilecek mi?

  • EJY: Aslında X olarak Y ile tam diyalog kurulamamışken, Z kuşağı iş hayatına geliyor. Bir şekilde bu kuşağı içimize alıp, dahil etmek zorundayız. Fakat Z kuşağının gelmesiyle birlikte iş hayatında, iş ortamında, ofis ortamlarında tamamen olmasa bile zamanla bir değişiklikler olacaktır. Artık ben ilerde insanların sürekli 9-5 aynı ofis ortamın da aynı masanın önünde çalışması gerektiğine dair bir inancım yok. Mutlaka değişmesi lazım. İnsanların, özellikle Z kuşağı bireysel bir kuşak, daha yaratıcılar, öz güvenleri yüksek, doğal olarak bunların aileden gelen bir destek ve güven durumu var. X kuşağında bu durum yoktu. Herkes kendi ayaklarının üzerinde durmak zorunda idi. İlla üniversiteyi kazanmalıydın, üniversite bitince hemen işe girmeliydin, belli bir süre toplumun sana verdiği baskı sonucunda belli bir süre sonra evlenmeliydin. Devamlı bir kabullenişler üzerine kurulu bir düzen mevcuttu. Para ve mevki ile ilgili çok ciddi baskılar mevcuttu. X kuşağı iş hayatında sürekli pozisyonla, parayla iş yapıştan zevk almak yerine kariyer planını buna göre yönlendiriyordu ve halende buna göre yönlendirmekte. Fakat Y ve Z kuşağına geldiğinizde bir tık daha durum farklı bu kuşaklar için. Hoşlanmadıkları ortamlarda durmak istemiyorlar Beğenmedikleri işi yapmak istemiyorlar. İnanmadıkları liderin peşinde gitmek istemiyorlar. O yüzden de burada ekip liderlerinin, ekip yöneticilerine görev düşüyor. İstenen ortamları oluşturmak gibi bir misyonu olmak zorunda. Z kuşağı iş ortamlarında yerlerini almaya başladıktan sonra ofis ortamlarında evrimselleşmeye gideceğiz. Silikon vadisinde birçok şirket bunu yapıyor. Birçok uluslararası firmaya da adım adım dokunarak devam edecektir. İleride insanlar haftanın belli bir günü home ofis çalışacaklar. Örnek vermek gerekirse 10 sene önce tüm çıktıları alıp dosya da arşivlerdik. Artık dosya arşivleme daha nadir yapılmaya başlandı. Ofis ortamları o esnekliğe doğru yavaştan gidecek.

  • P.D: Kendinizi çalışan yerine koyun ve karşınızda Efsun Janset UĞUR var. Çalışan, %100 haklı olduğu bir konuda yöneticisi Efsun Janset UĞUR ile fikir birliğine varamıyor. Siz bir çalışan olarak ne yapardınız? 

EJY: Öncelikle inandığın düşünceyi sonuna kadar savunmayı ve bunu rakamlarla göstermeyi, hesaplamayı öneririm. VE günün sonunda hala ikna edemiyorsa burada benim inisiyatif almama izin ver, ben burada ilerlemek istiyorum. Bazı noktalarda senden farklı düşünüyorum demesini bekliyorum. Benim açımdan kişinin yaptığı iş ya da düşündüğü fikre sonuna kadar inanıyorsa zaten onun bu inancını desteklemek bir yönetici olarak benim görevim. Her ne kadar bazen bende inandığım bazı fikirleri sonuna kadar savunsam da karşımda benden daha fazla inatçı birini gördüğüm zaman bazı zamanlarda bende yelkenleri indirdiğim noktalar oluyor.

PD: İş hayatında Rekabetçi misin? Rekabeti seviyor musun?

EJY: Evet rekabeti seviyorum. Aslında rekabet başkalarından ziyade kendimle ve bana ve ekibime verilen hedefle bir rekabetim var. Biraz görev adamıyım açıkçası. Bir görev verildiği zaman onu en iyisiyle yapmaya çalışıyorum. Yapamadığımda, sonuçlandıramadığımda bu beni mutsuz ediyor. Her ne kadar yapılmamış işler bana bağlı olmasa da sonuçlar bunun sorumluluğunu hissediyorum. Sorumluluk duygum çok yüksek olduğundan bazen kendimin yapmadığı işlerin ya da görevler hakkında başarısızlıkları bile sahiplendiğim dönemler olabiliyor.
Buda benim açıkçası çözmeye çalıştığım iyileştirilmesi gereken noktalardan birisi. İşi özünde rekabetçi birisiyim.

P.D: Hayatınızda bugüne kadar yaptıklarınızdan neyle anılmak isterdiniz? Bu bağlamda çalışanlarınıza, tüm çalışanlara ve gençlere neler önerirsiniz?

EJY: Yaptığım işi seviyorum. İşiz özünde tekstili seviyorum. Tekstil Mühendisiyim. Şanslı olduğumu düşünüyorum. Devamlı sevdiğim işte çalıştım. Kendimce bir başarı elde emiş isem buna bağlıyorum. Her gün işe mutlu bir şekilde geliyorum. Kurumsal hayatta devam etmeyi planlıyorum. Gidebildiğim noktaya kadar ilerlemek. Bunun sonu ne olacak göreceğiz. Kendi işimi kurmaktan ziyade, bir kurumun içerisinde, o kurumun temel taşlarında biri olmak daha çok cazip ediyor beni.

  • P.D: “Risk almayan bir kişi, Risk alan bir kişinin altında her zaman çalışmaya mecburdur “sözü hakkında ne düşünüyorsun?
  • EJY: Kendi işinle ilgili bir durumda bu doğru. Dünyaya baktığın zaman aslında belli bir noktada risk almıyorsan sıradan gidiyorsun. Ama iş hayatının kendisi bir risk baktığında. Yaptığın stratejiler bunlar bir risk teşkil ediyor. Hayatta aldığımız kararlar belli noktalarda risklerden oluşuyor.  Alacağınız riskin, tüm yaşantınızı değiştirecek nokta da olmaması gerekiyor. Hayatınızdaki her şeyi risk ederseniz, bunun karşı riskini almaya hazır olmanız gerekecektir.
    Yemek Sepeti kurucusu ve Ceo su Nevzat AYDIN ben şayet 25 değil de 35 yaşında olsaydım, ya da bundan 15 sene evvel değil de şimdiki Türkiye de bu işi yapmaya çalışsaydım, yapamazdım beyanı var. O cesaret mutlaka gelmezdi. Belli dönemlerde riskler daha fazla şekilde artıyor. Fakat insanın içinde kalmaması gerekiyor. Bir şekilde denemesi lazım. Şu anda alacağın riskle 20 yaşında alacağın risk büyüklüğü aynı olmayacaktır.

P.D: Sizce gençlerin kariyerlerinde ilerlemek için en çok neye ihtiyaçları var? Stajlyerer iş hayatına ufakta olsa dokunuyorlar. Kariyerlerine bir yön vermeleri gerekiyor. Nereden başlamalılar?

  • EJY: Öncelikle günümüzün ve geleceğin mesleği online özelinde düşünürsek, bu sektörün dinamikleri ne olacak. Öncelikle bunu görmeye çalışırdım.  Danışabileceğim kimse yoksa, okuyarak, gözlemleyerek. Bundan 10 sene önce online ın bu kadar popüler olacağını belki çok az insan biliyordur. Fakat bir noktada 10 sene önce başlayanlarla, bugün başlayanlar arasında çok ciddi bir fark oluyor.  Gelecekte çalışmak istediği sektörün dinamikleri bir çalışandan ne bekliyor, bunu araştırıp, gerekli bilgi ve eğitimleri almasını tavsiye ederim. Dinamikleri oluşturan temel taşları nedir?
    Online da çalışmak isten bir kişi için, Amazon, Facabook, Twiitter, Youtube gibi online mecralarının hikayelerini bilmesini, araştırmasını tavsiye ederim. İnsanların özellikle kişiliklerine uygun, hayattaki beklentilerine uygun pozisyonlarda çalışıyor olmaları çok önemli. İnsan özelliklerini çalışarak, deneyimleyerek görmektedir. Staj dönemi çok önemli. Staj dönemi aslında neyin size göre olmadığını da göstermekte ve öğretmetedir. Staj döneminde özellikle bol staj yapmalarını, ilgilendikleri sektörde bol okumalarını, sektörün dinamiklerini, geçmişlerini- günümüz şartlarını – gelecek potansiyellerini araştırmalarını tavsiye ederim. Kişi sevdiği, zevk aldığı bir işte olması, kişinin başarılı olmasını sağlayacaktır.